Bir kullanıcı ürününü bulmuş, incelemiş, fiyatı kabul etmiş ve sepete eklemişse satışa oldukça yaklaşmış demektir. Fakat e-ticarette tam bu noktaya gelen kullanıcıların önemli bir bölümü alışverişi tamamlamadan siteden ayrılıyor. Sepet terk etme oranı bu nedenle yalnızca teknik bir e-ticaret metriği değil; reklam bütçesinin, ürün sayfasının, fiyatlandırmanın ve checkout deneyiminin birlikte ne kadar iyi çalıştığını gösteren önemli bir sinyal.
Burada ilk refleks genellikle terk edilen kullanıcının peşinden indirim kuponuyla gitmek oluyor. Oysa kullanıcı neden ayrıldığını anlamadan indirim vermek, sorunu çözmek yerine marjdan vazgeçmek anlamına gelebilir.
Belki kargo ücretini son aşamada gördü.
Belki ödeme ekranına güvenmedi.
Belki üye olmaya zorlandı.
Belki istediği ödeme yöntemini bulamadı.
Belki teslimat tarihi ona çok geç geldi.
Belki de sadece fiyat karşılaştırıyordu ve zaten o anda satın almaya hazır değildi.
Sepet terk etme oranını düşürmek için önce bu nedenleri birbirinden ayırmak gerekiyor.
Sepet Terk Etme Oranı Nedir?
Sepet terk etme oranı, ürünü sepete ekleyen kullanıcıların ne kadarının satın alma işlemini tamamlamadan ayrıldığını gösterir.
Basit bir örnek üzerinden düşünelim. 1.000 kullanıcı sepete ürün ekledi ve bunların 300’ü siparişi tamamladıysa 700 sepet terk edilmiş olur. Bu durumda sepet terk etme oranı %70’tir.
Hesap kabaca şöyledir:
Sepet Terk Etme Oranı = (1 – Tamamlanan Sipariş / Oluşturulan Sepet) × 100
Burada sepet terk etme ile checkout terk etmeyi de birbirinden ayırmak faydalı.
Kullanıcı ürünü sepete ekledikten sonra ayrılıyorsa sepet terki vardır. Checkout’a başlamış, adres veya ödeme aşamasına geçmiş ve daha sonra ayrılmışsa checkout terki söz konusudur.
Bu ayrım neden önemli?
Çünkü kullanıcı sepette ayrılıyorsa problem ürün fiyatı, kargo eşiği veya alışveriş niyeti olabilir. Ödeme ekranında ayrılıyorsa sorunu checkout akışında aramak daha mantıklıdır.
Tek bir terk oranına bakmak yerine kullanıcının hangi aşamada çıktığını görmek çok daha fazla şey anlatır.
Her Terk Edilen Sepet Bir Problem Değildir
Sepetine ürün ekleyen herkesin o anda satın alma niyeti olduğunu varsaymak doğru değil.
İnsanlar e-ticaret sitelerindeki sepeti farklı amaçlarla kullanıyor. Ürünü daha sonra hatırlamak için ekleyen var, iki mağaza arasında fiyat karşılaştıran var, kargo ücretini görmek için sepete ilerleyen var. Bazı kullanıcılar da telefonda ürünü bulup satın alma işlemini daha sonra bilgisayardan tamamlıyor.
Bu davranışların tamamını tasarımla ortadan kaldırmak mümkün değil.
Bu yüzden hedef sepet terk etme oranını sıfıra indirmek olmamalı.
Asıl hedef, satın almaya hazır bir müşterinin gereksiz bir engel yüzünden vazgeçmesini önlemek.
Bu yaklaşım önemli çünkü e-ticaret ekipleri bazen bütün terk edilmiş sepetleri aynı problem gibi değerlendiriyor. Ardından herkese indirim kuponu gönderiliyor. Sonuçta zaten ürünü satın alacak müşteri de indirimli satın alıyor ve mağaza gereksiz yere marj kaybediyor.
Önce problemi bulmak gerekiyor.
Kargo Ücretini Son Aşamada Göstermeyin
Sepet terklerinin en güçlü nedenlerinden biri, kullanıcının beklediğinden daha yüksek toplam maliyetle karşılaşması.
Ürün 900 TL görünüyor.
Kullanıcı sepete ekliyor.
Adresi yazıyor.
Son aşamada 149 TL kargo ekleniyor.
Kullanıcı açısından ürün artık 900 TL değil, 1.049 TL.
Buradaki sorun yalnızca 149 TL’nin fazla olması değil. Maliyetin geç açıklanması da rahatsızlık yaratıyor.
Kargo ücretini ürün sayfasında veya en geç sepette göstermek bu belirsizliği azaltır. Ücretsiz kargo için belirli bir sepet tutarı gerekiyorsa kullanıcıya bunu açıkça söylemek daha iyi çalışır.
Örneğin “1.500 TL üzeri ücretsiz kargo” bilgisinin yanında kullanıcının ücretsiz kargoya ulaşmasına 220 TL kaldığını göstermek, beklenmedik masraf hissini azaltırken sepet değerini de yükseltebilir.
Burada ücretsiz kargo her işletme için şart değil. Kargo maliyetini ürün fiyatına gizlemek de her zaman mantıklı değil.
Önemli olan kullanıcının toplam maliyeti mümkün olduğunca erken anlayabilmesi.
Teslimat Süresini Belirsiz Bırakmayın
Kullanıcı sadece “kaç para?” diye düşünmüyor.
“Ne zaman gelir?” sorusu da satın alma kararının parçası.
Özellikle hediye, özel gün, seyahat veya acil ihtiyaç için alınan ürünlerde teslimat süresi fiyat kadar etkili olabilir.
“2-5 iş günü içinde kargoya verilir” gibi geniş ifadeler kullanıcı için yeterince açıklayıcı olmayabilir. Mümkün olan altyapılarda tahmini teslimat tarihini göstermek daha kullanışlıdır.
Örneğin:
Tahmini teslimat: 9-10 Ekim
kullanıcının kararını,
En kısa sürede kargoya verilir
ifadesinden daha rahat vermesini sağlar.
Sipariş hazırlandıktan sonra takip bilgisinin hızlı gönderilmesi de sonraki alışverişler açısından güven oluşturur.
İlk siparişte teslimat beklentisini doğru yönetemeyen mağaza, ikinci siparişi kaybedebilir.
Kullanıcıyı Üye Olmaya Zorlamayın
Yeni bir mağazadan ilk kez alışveriş yapan biri için hesap oluşturmak ekstra iş demek.
Şifre belirle.
Şifre kurallarına uy.
E-postayı doğrula.
Bazen telefon numarasını doğrula.
Sonra alışverişe geri dön.
Kullanıcı zaten ürününü seçmişken önüne yeni bir görev çıkarılmış oluyor.
Üyelik işletme açısından faydalı olabilir. Sipariş geçmişi tutulur, tekrar alışveriş kolaylaşır, sadakat sistemi kurulabilir. Ancak bunların hiçbiri ilk siparişi zorlaştırmayı gerektirmez.
Misafir olarak ödeme seçeneği sunup, sipariş tamamlandıktan sonra hesabı aktive etmeyi önermek çoğu mağaza için daha doğal bir akış oluşturabilir.
Örneğin ödeme sonrasında:
“Bilgilerinizi kaydedin, sonraki alışverişiniz daha hızlı olsun.”
şeklinde bir seçenek sunulabilir.
Bu durumda kullanıcı satın alma aşamasında engellenmez, işletme de üyelik fırsatını tamamen kaybetmez.
Checkout Formunu Gereksiz Yere Uzatmayın
E-ticaret sitelerinde bazen ödeme formunun neden istediği belli olmayan alanlarla dolu olduğunu görüyoruz.
Ad.
Soyad.
Telefon.
E-posta.
Adres.
Adres başlığı.
İl.
İlçe.
Posta kodu.
TC kimlik numarası.
Doğum tarihi.
Cinsiyet.
Firma bilgisi.
Sipariş notu.
Her işletmenin ihtiyacı farklı olabilir ama siparişi tamamlamak için gerçekten gerekmeyen alanları zorunlu hale getirmek checkout’u ağırlaştırır.
Burada iyi soru şu:
Bu bilgi olmadan siparişi teslim edebilir miyiz?
Cevap evetse alanın zorunlu olup olmadığı yeniden düşünülebilir.
Adres bilgileri mümkünse otomatik tamamlama ile kolaylaştırılabilir. Fatura bilgileri yalnızca ihtiyaç olduğunda açılabilir. Sipariş notu opsiyonel bırakılabilir.
Kullanıcının checkout’ta harcadığı her ek saniye satış kaybı anlamına gelmez. Ama gereksiz her adım yeni bir vazgeçme fırsatı yaratır.
Tek Sayfa Checkout Her Zaman Daha mı İyi?
Tek sayfalık checkout son yıllarda oldukça yaygınlaştı.
Adres, teslimat ve ödeme aynı ekran içerisinde tamamlanabildiği için kullanıcı sürecin kısa olduğunu hisseder. Doğru tasarlandığında oldukça iyi çalışabilir.
Fakat “tek sayfa checkout kullanırsak terk oranı otomatik düşer” demek doğru değil.
Tek sayfa kötü tasarlanmışsa kullanıcı karşısında uzun ve karmaşık bir form görebilir. İyi tasarlanmış birkaç adımlı checkout ise daha rahat hissedilebilir.
Önemli olan sayfa sayısı değil, algılanan zorluk.
Üç kısa ve anlaşılır adım bazen tek bir karmaşık ekrandan daha iyidir.
Kullanıcı nerede olduğunu, daha kaç adım kaldığını ve hangi bilgilerin istendiğini rahatça anlamalı.
Ödeme Seçeneklerini Gereğinden Fazla Sınırlamayın
Kullanıcı satın almaya hazır olabilir ama tercih ettiği ödeme yöntemini bulamazsa sipariş yine kaybedilebilir.
Türkiye’de kartla ödeme temel beklenti olsa da işletmenin hedef kitlesine bağlı olarak taksit, banka kartı, havale/EFT veya desteklenen dijital ödeme çözümleri de önemli olabilir.
Burada her ödeme yöntemini eklemek gerektiğini söylemiyoruz.
Ancak müşteri davranışını takip etmek gerekir.
Müşteri hizmetlerine sürekli:
“Taksit var mı?”
“Havale yapabilir miyim?”
“Bu kart geçiyor mu?”
gibi sorular geliyorsa checkout tarafında karşılanmayan bir ihtiyaç olabilir.
Başarısız ödeme verileri de ayrıca incelenmeli.
Kullanıcı ödeme yapmak istemiş ama banka veya ödeme altyapısı nedeniyle işlemi tamamlayamamışsa bunu klasik “vazgeçti” kategorisine koymak doğru olmaz.
Ödeme başarısızlığının nedenini görebileceğin bir altyapı kullanmak burada değerli.
Güven Sorunu Ödeme Aşamasında Daha Fazla Hissedilir
Kullanıcı ürün sayfasında sitenin tasarımına çok dikkat etmemiş olabilir.
Kart bilgilerini gireceği anda eder.
Şirket adı belli mi?
İletişim bilgileri var mı?
İade politikası ulaşılabilir mi?
Site profesyonel görünüyor mu?
Ödeme sayfasında garip bir yönlendirme oluyor mu?
SSL çalışıyor mu?
Bilinen bir ödeme kuruluşu kullanılıyor mu?
Bütün bunlar kullanıcının birkaç saniye içinde verdiği güven kararına katkı sağlar.
Burada onlarca “%100 güvenli alışveriş” rozeti koymak çözüm değil.
Hatta doğrulanamayan güven rozetleri ters etki yaratabilir.
Güven daha çok sitenin bütünlüğünden gelir. Ürün sayfası, şirket bilgileri, ödeme ekranı, teslimat açıklaması, iade politikası ve müşteri yorumları birbiriyle tutarlıysa kullanıcı daha rahat ilerler.
Kupon Kodu Alanı Bile Sepet Terkinin Sebebi Olabilir
Checkout sayfasında büyük bir “İndirim Kodu” alanı görmek kullanıcıda şu düşünceyi oluşturabilir:
“Demek ki bir kupon var, ben bilmiyorum.”
Sonra Google’a gider:
“Marka adı indirim kodu”
Arama yapar.
Kupon sitelerine girer.
Çalışmayan kodları dener.
Belki rakibin reklamını görür.
Ve geri gelmez.
Bu nedenle kupon kullanıyorsan alanın bulunabilir ama görsel olarak baskın olmaması daha iyi olabilir.
Örneğin küçük bir:
Kupon kodunuz mu var?
bağlantısına tıklandığında alanın açılması yeterli olabilir.
Böylece kuponu olan kullanıcı kullanabilir, olmayan kullanıcıya da bir şeyi kaçırıyormuş hissi verilmez.
Mobil Checkout’u Gerçek Telefonla Test Edin
Sepet terk etme oranı mobil cihazlarda ayrı incelenmeli.
Masaüstünde kusursuz çalışan checkout telefonda oldukça yorucu olabilir.
Klavye açıldığında form alanı görünmüyorsa, yanlış klavye tipi çıkıyorsa, kart numarası girişi zor ise veya buton ekranın altında kayboluyorsa kullanıcı alışverişi bırakabilir.
En basit testlerden biri kendi sitenden gerçek telefonla alışveriş yapmaktır.
Ürünü bul.
Sepete ekle.
Adres yaz.
Kupon kullan.
Kart bilgisi gir.
Siparişi tamamla.
Bunu mümkünse birkaç farklı cihaz ve ekran boyutunda dene.
Yönetim panelinde hiçbir hata görünmeyen checkout, gerçek kullanıcı açısından oldukça zor olabilir.
Özellikle reklam trafiğinin büyük bölümü mobil cihazlardan geliyorsa checkout optimizasyonunun masaüstü üzerinden yapılması ciddi hata olur.
Sepette Dikkati Dağıtan Unsurları Azaltın
Kullanıcı checkout’a ulaştığında artık öncelikli hedef satın alma işlemini tamamlatmak.
Tam bu aşamada onu ana sayfaya, bloga, kampanyalara veya sosyal medya hesaplarına götürmek gerekmiyor.
Checkout sayfası normal site navigasyonundan daha sade tasarlanabilir.
Bu, bütün menüyü mutlaka kaldırmak anlamına gelmez. Fakat satın alma akışına katkısı olmayan unsurlar azaltılabilir.
Örneğin büyük kampanya slider’ı checkout’ta gerekli değildir.
Popup gerekli değildir.
Yeni ürün önerileri sınırlı tutulabilir.
Kullanıcının dikkatini tekrar alışveriş moduna döndürmek bazen satışı geciktirir.
Sepet aşamasında tamamlayıcı ürün önermek mantıklı olabilir. Telefon aldıysa kılıf gösterebilirsin. Ancak ödeme aşamasında on farklı alternatif telefon göstermek kullanıcının kararını yeniden sorgulamasına neden olabilir.
Terk Edilen Sepet E-Postaları İşe Yarar mı?
Doğru kullanıldığında evet.
Kullanıcı e-posta bilgisini bırakmış ancak siparişi tamamlamamışsa terk edilmiş sepet otomasyonu devreye alınabilir.
Ama ilk e-postanın hemen indirim vermesi şart değil.
Bazen basit bir hatırlatma yeterli.
“Sepetiniz sizi bekliyor.”
Ürün görseli gösterilir ve kullanıcı doğrudan kaldığı sepete götürülür.
İkinci iletişimde satın almayı engelleyebilecek sorular cevaplanabilir. Kargo, teslimat veya iade süreci hatırlatılabilir.
İndirim gerekiyorsa daha sonra test edilebilir.
Çünkü ilk mesajda herkese %10 indirim vermek zaman içinde kullanıcıyı sepette beklemeye eğitebilir. Düzenli müşteriler “nasıl olsa kupon gelir” diye siparişi bilerek tamamlamayabilir.
Terk edilmiş sepet otomasyonunun amacı sürekli indirim dağıtmak değil, yarım kalan satın alma niyetini geri kazanmak.
WhatsApp ile Sepet Hatırlatma Yapılmalı mı?
Türkiye’de WhatsApp’ın yoğun kullanılması bu yöntemi cazip hale getiriyor. Ancak kullanıcının telefon numarasını checkout sırasında vermiş olması, her tür pazarlama mesajı için otomatik izin verdiği anlamına gelmez.
Ticari ileti izinleri ve kişisel veri süreçleri dikkate alınmalı.
Operasyonel mesaj ile pazarlama mesajı da birbirinden ayrılmalı.
Sipariş durumunu bildirmek başka, alışverişi tamamlamayan kullanıcıya kampanya mesajı göndermek başka bir süreç.
Bu nedenle “telefonu aldık, herkese WhatsApp atalım” yaklaşımı kullanılmamalı.
İzinli ve doğru kurgulanmış iletişimde WhatsApp etkili olabilir. Ama agresif kullanıldığında marka açısından rahatsız edici hale gelir.
Yeniden Pazarlama Reklamları Nasıl Kullanılmalı?
Sepete ürün ekleyen ancak satın almayan kullanıcılar yeniden pazarlama açısından değerli bir kitle olabilir.
Meta Ads ve Google Ads üzerinden uygun kullanıcı gruplarına yeniden ulaşmak mümkündür.
Ancak burada da kullanıcıya aynı ürünü iki hafta boyunca günde on kez göstermek iyi deneyim değildir.
Reklam yalnızca “ürünü unuttun” demek zorunda da değil.
Ürünle ilgili kullanıcı yorumunu gösterebilirsin.
Teslimat avantajını anlatabilirsin.
Ürünün kullanım videosunu gösterebilirsin.
Markanın güven unsurunu öne çıkarabilirsin.
İlk ziyarette cevaplanmayan soruyu ikinci temasta cevaplamak çoğu zaman sürekli indirim göstermenin önüne geçebilir.
[İÇ LİNK: Meta reklam yönetimi]
Sepet Terk Etme Oranını GA4’te Nasıl Analiz Etmeliyiz?
Toplam terk oranı sana problemin var olduğunu söyleyebilir.
Nerede olduğunu söylemez.
Bu nedenle e-ticaret event’lerinin doğru kurulması önemli.
Tipik bir akışta kullanıcı:
view_item
ile ürünü görüntüler,
add_to_cart
ile sepete ekler,
begin_checkout
ile checkout’a başlar,
add_shipping_info
ve add_payment_info
aşamalarından geçer,
son olarak:
purchase
event’i oluşur.
Bu funnel düzgün ölçüldüğünde hangi aşamada büyük kayıp yaşandığını görebilirsin.
Örneğin sepete ekleyenlerin çoğu checkout’a geçmiyorsa sepet ekranına bakarsın.
Checkout’a geçenlerin büyük kısmı teslimat adımında çıkıyorsa kargo fiyatı veya teslimat süresi incelenir.
Ödeme bilgisine gelen kullanıcıların önemli bölümü satın almıyorsa ödeme yöntemleri, güven veya teknik başarısızlıklar araştırılır.
Bu yaklaşım “terk oranımız yüksek, siteyi yenileyelim” demekten çok daha sağlıklı.
Trafik Kaynaklarını Ayrı İnceleyin
Bütün kullanıcıların sepet davranışı aynı olmayabilir.
Google’dan belirli bir ürünü arayarak gelen kullanıcı yüksek satın alma niyetine sahip olabilir.
Instagram Reels’tan gelen kullanıcı ürünü ilk kez görmüş olabilir ve yalnızca merak ettiği için sepete ekleyebilir.
Remarketing kullanıcısı zaten ürünü daha önce incelemiştir.
Bu nedenle sepet terk etme oranını trafik kaynağına göre ayırmak faydalıdır.
Örneğin Meta reklamlarından gelen kullanıcılarda terk oranı yüksek ama Google Shopping trafiğinde düşükse checkout’ın tamamını suçlamadan önce kullanıcı niyetine bakmak gerekir.
Aynı durum kampanyalar arasında da görülebilir.
Ucuz trafik her zaman iyi trafik değildir.
Bir kampanya çok düşük tıklama maliyetiyle binlerce kişi getirebilir ama bu kullanıcıların büyük bölümü satın almıyorsa reklam tarafında hedefleme veya kreatif problemi olabilir.
İndirim Sepet Terkini Çözer mi?
Bazen.
Ama varsayılan çözüm olmamalı.
Sorun ürünün pahalı olmasıysa indirim işe yarayabilir.
Sorun 200 TL kargo ise %5 kupon yeterli olmayabilir.
Sorun ödeme güveniyse %10 indirim hiçbir şeyi çözmez.
Sorun teslimatın iki hafta sürmesi ise fiyat yine ana problem değildir.
Bu yüzden indirim vermeden önce neden terk edildiğini anlamak daha değerli.
Ayrıca sürekli sepet terk indirimi uygulayan mağazalar zaman içinde kendi müşterilerini beklemeye eğitebilir.
Kullanıcı ürünü sepete ekler.
Bekler.
E-postayı alır.
Kuponla satın alır.
İşletme satışın geri kazanıldığını düşünür ama aslında indirimsiz gerçekleşecek satıştan marj kaybetmiş olabilir.
Bu nedenle terk edilmiş sepet kampanyalarında kuponlu ve kuponsuz senaryoları test etmek daha sağlıklı.
Ücretsiz Kargo Eşiği Sepet Terkini Azaltabilir mi?
Doğru hesaplandığında faydalı olabilir.
Örneğin ortalama sepet tutarın 850 TL ise ücretsiz kargo sınırını 900 veya 1.000 TL civarında test etmek kullanıcıyı bir ürün daha eklemeye teşvik edebilir.
Ancak eşiği rastgele belirlemek doğru değil.
Kargo maliyeti, ürün marjı ve ortalama sepet tutarı birlikte hesaplanmalı.
2.000 TL ücretsiz kargo sınırı koyup ortalama sepetin 400 TL ise kullanıcı bunu ulaşılmaz görebilir.
Tam tersine her siparişte ücretsiz kargo sunup düşük marjlı ürün satıyorsan ciro artarken kâr düşebilir.
E-ticarette dönüşüm oranı tek başına optimize edilmez.
Kârlılıkla birlikte düşünülür.
Sepet Terk Etme Oranı Ne Olmalı?
Burada tek bir “iyi oran” vermek yanıltıcı olur.
Ürün kategorisi, fiyat, cihaz, trafik kaynağı, ülke ve satın alma süresi terk oranını ciddi şekilde değiştirir.
1.500 TL’lik hızlı tüketim ürünüyle 80.000 TL’lik mobilyanın aynı sepete ekleme davranışını göstermesini bekleyemezsin.
Bu nedenle sektör ortalamasına bakmak faydalı olsa da kendi geçmiş verin daha değerlidir.
Örneğin terk oranı son altı ay boyunca %72 civarındayken bir checkout değişikliği sonrasında %65’e iniyorsa bu önemli bir gelişme olabilir.
Rakibin gerçek checkout verisini zaten bilmiyorsun.
En sağlıklı benchmark çoğu zaman kendi geçmiş performansındır.
Sepet Terk Etme Oranını Düşürmek İçin Kontrol Edilecekler
E-ticaret sitesinde yüksek terk oranı gördüğümüzde önce şu alanları kontrol etmek daha anlamlı:
- Kargo ücretinin kullanıcıya hangi aşamada gösterildiğini incele.
- Tahmini teslimat bilgisini ürün ve sepet aşamasında görünür hale getir.
- Zorunlu üyelik varsa misafir ödeme seçeneğini değerlendir.
- Checkout’taki gereksiz form alanlarını kaldır.
- Mobil checkout’u gerçek cihazlarda test et.
- Başarısız ödeme oranını ve nedenlerini incele.
- Kullanıcıların ihtiyaç duyduğu ödeme seçeneklerinin bulunup bulunmadığını kontrol et.
- İade ve değişim bilgisini kolay erişilebilir hale getir.
- Kupon alanının gereğinden fazla öne çıkıp çıkmadığına bak.
- GA4 checkout funnel event’lerini doğrula.
- Sepet terkini cihaz ve trafik kaynağı bazında karşılaştır.
- Terk edilmiş sepet e-posta akışını kur veya mevcut akışı test et.
- Yeniden pazarlamada reklam sıklığını kontrol et.
- İndirim vermeden önce terkin nedenini belirlemeye çalış.
- Yaptığın büyük checkout değişikliklerinin sonucunu önce-sonra veya mümkünse A/B test ile ölç.
Her mağazada bütün maddelerin problem olması gerekmiyor. Çoğu zaman birkaç temel sürtünmeyi düzeltmek bile önemli fark yaratabilir.
Fabrikido’da Sepet Terkine Nasıl Bakıyoruz?
Bizim tarafta bir e-ticaret sitesinde sepet terk etme oranı yüksek olduğunda ilk önerimiz daha fazla reklam vermek olmuyor.
Çünkü mevcut kullanıcıyı ödeme aşamasında kaybediyorsan siteye daha fazla ziyaretçi getirmek aynı problemi büyütür.
Önce funnel’a bakmak gerekiyor.
Kullanıcı ürünü görüyor mu?
Sepete ekliyor mu?
Checkout’a geçiyor mu?
Adres giriyor mu?
Ödeme bilgisine ulaşıyor mu?
Satın alıyor mu?
Kayıp hangi iki adımın arasında büyüyorsa incelemeye oradan başlamak daha mantıklı.
Bazen sorun birkaç saat içinde bulunabiliyor. Mobilde ödeme butonu başka bir elementin altında kalmış oluyor. Bazen kargo ücreti kullanıcıyı uzaklaştırıyor. Bazen kampanya reklamında ücretsiz teslimat algısı oluşmuş ama checkout’ta ücret çıkıyor.
Bazı projelerde ise tek bir büyük hata yok. Küçük sürtünmeler üst üste geliyor.
Uzun form.
Zorunlu üyelik.
Belirsiz teslimat.
Zayıf güven hissi.
Sınırlı ödeme yöntemi.
Bunların her biri tek başına kullanıcıyı kaçırmayabilir ama birlikte satın alma sürecini yorucu hale getirir.
Bu yüzden sepet terkini azaltmak için her zaman daha agresif satış yapmak gerekmiyor.
Bazen müşterinin önünden birkaç engeli kaldırmak yeterli.
E-ticaret sitesine daha fazla trafik almak önemli. Fakat satın almaya kadar gelmiş kullanıcıyı kaybetmemek çoğu zaman daha ucuz ve daha kârlı bir büyüme alanı.
Sıkça Sorulan Sorular
Sepet terk etme oranı nedir?
Sepete ürün ekleyen ancak satın alma işlemini tamamlamayan kullanıcıların oranını gösterir. Kullanıcının satın alma sürecindeki sorunları ve checkout performansını anlamak için kullanılan önemli e-ticaret metriklerinden biridir.
Sepet terk etme oranı neden yüksek olur?
Beklenmedik kargo ve ek ücretler, uzun teslimat süresi, zorunlu üyelik, karmaşık checkout, sınırlı ödeme seçenekleri, güven problemi veya teknik ödeme sorunları yüksek terk oranına neden olabilir. Bazı kullanıcılar ise sadece fiyat karşılaştırdığı veya henüz satın almaya hazır olmadığı için doğal olarak sepeti terk eder.
Sepet terk etme oranı kaç olmalı?
Tüm e-ticaret siteleri için geçerli tek bir ideal oran yoktur. Ürün fiyatı, sektör, cihaz, trafik kaynağı ve ülke gibi faktörler oranı değiştirir. Bu nedenle sektör verisinin yanında mağazanın kendi geçmiş performansı da karşılaştırılmalıdır.
Terk edilmiş sepet e-postası ne zaman gönderilmeli?
Tek bir doğru süre yoktur. İlk hatırlatma satın alma niyeti henüz sıcakken gönderilebilir ancak zamanlama mağazanın ürün ve müşteri yapısına göre test edilmelidir. İlk mesajda mutlaka indirim sunmak gerekmez.
Ücretsiz kargo sepet terkini azaltır mı?
Kargo maliyeti önemli bir terk nedeni olduğu için ücretsiz kargo yardımcı olabilir. Ancak ücretsiz kargo sınırı ürün marjı ve ortalama sepet tutarına göre hesaplanmalıdır. Dönüşümü artırırken sipariş kârlılığını düşürmemek gerekir.
Sepet terkini azaltmak için ilk olarak ne yapılmalı?
Önce GA4 veya kullanılan analitik sistem üzerinden kullanıcının hangi adımda ayrıldığı belirlenmelidir. Sepetten checkout’a geçişte sorun varsa sepet ekranı; teslimat aşamasında kayıp varsa kargo koşulları; ödeme aşamasında kayıp varsa ödeme yöntemleri, güven ve teknik hatalar incelenmelidir.

