Metrika

Türkiye’de E-Ticarete Başlarken Yapılan 7 Yaygın Hata

Ortalama okuma süresi: dakika
İçindekiler:
Türkiye'de E-Ticarete Başlarken Yapılan 7 Yaygın Hata
Bu içeriği Yapay Zeka (AI) ile özetleyin:

Türkiye’de e-ticarete başlamak birkaç yıl öncesine göre çok daha kolay. Hazır altyapılar var, ödeme sistemleri hızlı kuruluyor, kargo entegrasyonları büyük ölçüde hazır geliyor ve pazaryerlerinde kısa sürede mağaza açmak mümkün. Fakat mağazayı açmanın kolaylaşması, e-ticarette başarılı olmanın da kolaylaştığı anlamına gelmiyor.

Bizim tarafta yeni e-ticaret projelerinde en sık gördüğümüz sorun teknik kurulumdan çok, işe yanlış sırayla başlanması oluyor. Logo hazırlanıyor, site açılıyor, ürünler yükleniyor ve hemen reklam çıkılıyor. Sonra ilk birkaç hafta içinde kargo maliyeti, düşük kâr marjı, iadeler, reklam gideri veya operasyon yükü ortaya çıkmaya başlıyor.

Aslında e-ticaret sitesi işin görünen kısmı. Arkasında ürün ekonomisi, stok, muhasebe, kargo, müşteri hizmetleri, reklam, SEO, ölçümleme ve yasal süreçler var.

Bu nedenle Türkiye’de e-ticarete başlarken yapılan hataları bilmek, çoğu zaman daha pahalı bir deneme-yanılma sürecini önlüyor.

1. Siteyi Açıp Yasal Süreçleri Sonraya Bırakmak

E-ticarete başlayan işletmelerde sık karşılaştığımız düşüncelerden biri şu:

“Önce siteyi açalım, satış gelsin; sözleşmeleri ve diğer işlemleri sonra hallederiz.”

Bu yaklaşım gereksiz risk yaratıyor.

Kendi internet sitesi veya mobil uygulaması üzerinden sipariş alan işletmelerin ETBİS tarafındaki yükümlülüklerini kontrol etmesi gerekiyor. Ticaret Bakanlığı’nın güncel açıklamalarına göre elektronik ticaret faaliyetine başlanmadan önce gerekli kayıtların yapılması gerekiyor. Yalnızca Türkiye’de yerleşik pazaryerleri üzerinden satış yapan işletmeler açısından ise ETBİS kayıt ve bildirim yükümlülüğü farklı değerlendiriliyor.

Bunun yanında ön bilgilendirme, mesafeli satış sözleşmesi, cayma hakkı, iade koşulları, KVKK aydınlatması, çerez yönetimi ve ticari elektronik ileti izinleri gibi konular da site yayına çıkmadan önce ele alınmalı.

Özellikle çerez tarafında “siteyi kullanmaya devam ederek kabul etmiş sayılırsınız” şeklindeki eski yaklaşımlarla ilerlemek doğru değil. Zorunlu olmayan ve açık rıza gerektiren çerezlerde kullanıcının gerçek bir tercih yapabilmesi gerekiyor.

Buradaki amaç siteyi onlarca hukuki metinle doldurmak değil. Satış modelinin gerektirdiği süreçleri en baştan düzgün kurmak.

Çünkü 100 sipariş aldıktan sonra iade sürecini tasarlamak, daha ilk sipariş gelmeden tasarlamaktan çok daha zor.

2. E-Ticaret Altyapısını Sadece Fiyata Göre Seçmek

İlk kez e-ticarete giren işletmede başlangıç maliyetini düşük tutmak istemek son derece normal. Sorun, altyapıyı sadece aylık veya yıllık paket fiyatına göre seçmek.

İlk gün ihtiyaçların basit görünebilir. Ürün ekle, ödeme al, kargoya ver.

Altı ay sonra işler değişebilir.

Trendyol stoklarını senkronize etmek istersin. Muhasebe programını bağlamak gerekir. E-fatura otomasyonu gerekir. Farklı kargo firmalarıyla çalışmaya başlarsın. Google Merchant Center devreye girer. B2B fiyatlandırma istenir. İhracat gündeme gelir. Binlerce ürünü toplu güncellemen gerekir.

O noktada başlangıçta ucuz diye seçilen altyapının her özellik için ayrı ücret istediği veya ihtiyacın olan entegrasyonu hiç desteklemediği ortaya çıkabilir.

Bu yüzden Shopify, ikas, Ticimax, WooCommerce veya başka bir sistem arasında karar verirken “hangisi en iyi?” sorusundan önce işletmenin nasıl çalıştığını anlamak gerekir.

Kaç ürün var? Ürün sayısı nereye çıkacak? Pazaryeri olacak mı? ERP kullanılıyor mu? Ürünler tedarikçiden XML ile mi geliyor? Özel fiyatlandırma gerekiyor mu? SEO işletme için önemli mi? Teknik ekip var mı?

Altyapı bu soruların ardından seçilmeli.

Bir platformdan diğerine geçmek mümkün. Ama yüzlerce ürünün, müşteri geçmişinin, siparişlerin, SEO URL’lerinin ve entegrasyonların taşınması kolay bir operasyon değil.

3. Ürün Kârlılığını Reklam Vermeden Önce Hesaplamamak

E-ticarete başlarken yapılan hatalar içinde belki de en sessiz ilerleyeni bu.

Ürünün alış maliyeti 400 TL, satış fiyatı 800 TL olduğunda işletme ilk bakışta 400 TL kazandığını düşünebilir.

Gerçekte hesap böyle değil.

Ödeme kuruluşu komisyonu var. Kargo var. Paketleme var. Reklam gideri var. İade var. Operasyon maliyeti var. Pazaryerinde satış yapılıyorsa platform komisyonları ve kampanya maliyetleri de devreye girebilir.

800 TL’lik satıştan geriye ne kaldığını bunlardan sonra görmek gerekir.

Daha da önemlisi müşteri edinme maliyeti.

Diyelim bir üründen bütün giderler çıktıktan sonra 150 TL katkı payın kalıyor. Bir satış elde etmek için Meta veya Google Ads tarafında ortalama 220 TL reklam harcıyorsan ciro artarken para kaybedebilirsin.

Bu durum e-ticarette düşündüğümüzden daha sık yaşanıyor. Reklam paneli iyi görünür, sipariş sayısı artar, şirket sürekli kargo çıkarır ama ay sonunda kârlılık oluşmaz.

Bu yüzden reklam bütçesi belirlemeden önce ürün bazında gerçek marjı bilmek gerekiyor.

Özellikle şu soruların cevabı önemli:

  • Bir sipariş sana gerçekten ne kadar bırakıyor?
  • Ortalama sepet tutarı ne kadar?
  • Müşteri ikinci kez alışveriş yapıyor mu?
  • İade oranı nedir?
  • Bir müşteriyi kazanmak için en fazla ne kadar harcayabilirsin?

Bu rakamlar bilinmeden ROAS hedefi belirlemek de oldukça zor.

4. Kargo ve İade Operasyonunu Küçümsemek

E-ticaret iş planlarında pazarlamaya çok yer ayrılıyor, kargoya ise genellikle birkaç satır.

Siparişler artmaya başlayınca bunun büyük bir hata olduğu anlaşılıyor.

Günde beş siparişi elle hazırlamak kolaydır. Günde 150 siparişte aynı süreç başka bir operasyona dönüşür.

Ürün nerede tutulacak? Sipariş düştüğünde kim hazırlayacak? Barkod nasıl basılacak? Kargo firması ne zaman alacak? Yanlış ürün gönderildiğinde süreç ne olacak? İade hangi adrese gelecek? Gelen ürün kim tarafından kontrol edilecek? Stoğa ne zaman geri alınacak?

Bunların her biri müşteri deneyiminin parçası.

Özellikle iade konusu baştan düşünülmeli. Mesafeli satışlarda tüketicinin genel olarak 14 günlük cayma hakkı bulunuyor; ürün ve hizmet türüne göre istisnalar bulunabilse de işletmenin kendi ürün grubuna hangi kuralların uygulandığını bilmesi gerekiyor.

İade oranı bazı sektörlerde iş modelini doğrudan etkileyebilir. Örneğin bedenli tekstil ürünleri satan bir mağazanın operasyonuyla paketli gıda satan bir işletmenin operasyonu aynı değil.

Bu nedenle kargo maliyeti hesaplarken yalnızca “giden paket” ücretini değil, iade ihtimalini de düşünmek gerekiyor.

İyi e-ticaret deneyimi ürünün sepete eklenmesiyle başlamıyor ve ödeme ekranında bitmiyor. Müşteri paketi teslim alıp gerektiğinde kolayca destek alabildiğinde tamamlanıyor.

5. Tedarikçi Metnini ve Görsellerini Olduğu Gibi Kullanmak

Özellikle tedarikçi üzerinden ürün satan e-ticaret sitelerinde bu durum çok yaygın.

Tedarikçi bir Excel veya XML gönderiyor. Ürün adı, açıklaması ve fotoğrafı hazır. Aynı veriyi onlarca mağaza kullanıyor.

Teknik olarak mağaza birkaç gün içinde binlerce ürünle doluyor.

Ama kullanıcı tarafında şöyle bir tablo oluşuyor: Google’da ürünü arayan kişi on farklı sitede aynı başlığı, aynı açıklamayı ve aynı görseli görüyor.

Bu noktada seni seçmesi için geriye çoğu zaman yalnızca fiyat kalıyor.

SEO açısından da benzer bir problem var. Binlerce ürünü siteye yüklemek, binlerce değerli organik sayfa oluşturduğun anlamına gelmiyor. Google’ın zaten başka sitelerde gördüğü birkaç cümlelik ürün açıklamasını tekrar yayınlamak güçlü bir içerik avantajı sağlamaz.

Ürün sayfasına gerçek bilgi eklemek burada fark yaratıyor.

Ürün kim için uygun? Ölçüler tam olarak ne? Malzeme nasıl? Kullanırken nelere dikkat edilmeli? Kutudan ne çıkıyor? Hangi ürünlerle uyumlu? Kullanıcıların en sık sorduğu soru ne?

Aynı şekilde özgün fotoğraf ve video da önemli. Tedarikçinin beyaz fondaki görselinin yanında ürünün gerçek kullanımını gösteren birkaç kare bile müşterinin karar vermesini kolaylaştırabilir.

Bu çalışma sadece SEO için yapılmaz. İade oranını azaltabilir, müşteri hizmetlerine gelen soruları düşürebilir ve dönüşüm oranını iyileştirebilir.

6. “Siteyi Açınca Müşteri Gelir” Diye Düşünmek

Yeni e-ticaret sitesi yayınlandığında genellikle heyecanlı bir dönem başlıyor.

Site hazır.

Ödeme çalışıyor.

Ürünler yüklendi.

Ama ziyaretçi yok.

Çünkü e-ticaret altyapısı sana mağaza verir; müşteriyi otomatik getirmez.

Fiziksel dünyada mağazayı işlek bir caddeye açmakla şehrin dışında kimsenin bilmediği bir yere açmak arasında nasıl fark varsa internette de trafik aynı şekilde önemli.

Yeni mağazanın müşteri kazanması için bir plan gerekiyor.

Google Ads olabilir.

Meta reklamları olabilir.

SEO olabilir.

Influencer veya UGC çalışmaları olabilir.

E-posta pazarlaması olabilir.

Pazaryeri satışları olabilir.

Organik sosyal medya olabilir.

Bunların hepsini aynı anda yapmak gerekmiyor. Zaten çoğu küçük işletme için bu doğru da olmaz.

Ama “önce siteyi açalım, pazarlamayı sonra düşünürüz” yaklaşımı problemli.

Çünkü pazarlama bütçesi e-ticaret projesinin sonradan eklenen gideri değil, iş modelinin parçasıdır.

100.000 TL bütçenin tamamını site geliştirmeye harcayıp yayına çıktığında reklam ve içerik için bütçe bırakmamak, çok güzel bir mağaza açıp tabelaya ve konuma para ayırmamaya benziyor.

Başlangıç bütçesinde teknolojiyle müşteri kazanımı birlikte düşünülmeli.

7. İlk Günden Sadece Pazaryerine Bağımlı Kalmak

Pazaryerleri yeni işletmeler için çok güçlü bir başlangıç kanalı olabilir. Hazır trafik vardır, tüketici platforma güvenir ve ürün talebini hızlı şekilde test edebilirsin.

Problem pazaryerinde satış yapmak değil.

Problem bütün işletmeyi tek pazaryerine bağlamak.

Satışların yüzde 90’ı tek kanaldan geliyorsa platformun komisyon değişikliği, kampanya politikası, reklam maliyeti veya algoritması doğrudan senin cironu etkiler.

Bir başka konu marka.

Müşteri senden ürün almış olabilir ama alışveriş deneyimini pazaryeriyle ilişkilendirebilir. Bir sonraki alışverişte mağaza adını aramak yerine yine kategoriye girer ve karşısına onlarca rakip çıkar.

Kendi e-ticaret sitesinin uzun vadeli avantajı burada ortaya çıkıyor.

SEO yatırımı kendi domaininde birikir. Google Ads ve sosyal medya trafiğini kendi mağazana getirebilirsin. Müşteri davranışını daha detaylı ölçebilirsin. İzinli pazarlama süreçlerini kurabilir, sadakat programı oluşturabilir ve tekrar satın alma davranışını geliştirebilirsin.

Bu nedenle çoğu işletme için mesele “pazaryeri mi kendi sitem mi?” diye kesin bir tercih yapmak değil.

Pazaryerini satış kanalı, kendi e-ticaret sitesini ise markanın dijital merkezi olarak düşünmek daha sağlıklı olabilir.

İlk Siparişten Önce Ölçümlemeyi Kurmak Neden Önemli?

Bu, yedi hatanın tamamını birbirine bağlayan konu.

E-ticaret sitesi satış yapmaya başladıktan üç ay sonra GA4 kurmak geç değildir ama üç aylık önemli veriyi kaybetmiş olursun.

Aynı durum Meta Pixel ve Google Ads dönüşüm takibi için de geçerli.

Daha ilk siparişten itibaren kullanıcının nereden geldiğini bilmek gerekir.

Google mı?

Instagram mı?

Organik arama mı?

E-posta mı?

Influencer linki mi?

Hangi kampanya satış getiriyor?

Hangi ürün görüntüleniyor ama sepete eklenmiyor?

Sepete giren kullanıcı hangi aşamada çıkıyor?

Bunlar birkaç ay sonra kurulacak raporların değil, site yayına çıkmadan önce planlanması gereken ölçümlerin konusu.

Özellikle reklam tarafında doğru satın alma ve sipariş değeri verisi gönderildiğinde algoritmaların optimizasyon yapabileceği daha sağlıklı veri oluşur.

Veri yoksa bütçe yönetimi büyük ölçüde tahmine kalır.

Türkiye’de E-Ticarete Başlarken Nasıl Bir Sıra İzlenmeli?

Her işletmenin ihtiyacı farklı ama bizim tarafta projeyi kabaca şu sırayla düşünmek daha sağlıklı geliyor.

Önce ürün ekonomisini hesapla. Hangi üründen gerçekten para kazanıldığını bil.

Ardından satış modelini belirle. Kendi site, pazaryeri veya hibrit yapı mı kullanılacak?

Sonra altyapıyı seç. İşletmeyi platforma uydurmak yerine platformu ihtiyaca göre seç.

Ödeme, kargo, fatura ve stok süreçlerini tasarla.

Yasal gereklilikleri tamamla.

Ürün sayfalarını gerçek kullanıcı için hazırla.

GA4 ve reklam dönüşüm takibini kur.

Son olarak trafik planını devreye al.

Bu sıra küçük bir fark gibi görünüyor ama projenin ilk altı ayında ciddi zaman kazandırabilir.

Çünkü en pahalı e-ticaret hatalarının önemli bölümü site açıldıktan sonra değil, site açılmadan önce verilen yanlış kararlardan kaynaklanıyor.

E-Ticaret Projesinde İlk Kontrol Edilecek Noktalar

Yeni mağazayı yayına almadan önce en azından şu alanların üzerinden geçmek faydalı olur:

  • İşletmenin gerçek ürün marjı hesaplandı mı?
  • Kargo ve olası iade maliyeti hesaba katıldı mı?
  • Kullanılacak e-ticaret altyapısı büyüme planına uygun mu?
  • Ödeme altyapısı mobilde sorunsuz çalışıyor mu?
  • ETBİS ve işletmeye uygulanabilecek diğer yükümlülükler kontrol edildi mi?
  • Mesafeli satış ve ön bilgilendirme metinleri hazır mı?
  • KVKK ve çerez süreçleri doğru yapılandırıldı mı?
  • Ürün açıklamaları tedarikçi metninden ibaret mi?
  • Mobil ürün ve checkout deneyimi test edildi mi?
  • Kargo ve iade sürecinin sorumlusu belli mi?
  • GA4 ve reklam dönüşüm takibi kurulmuş mu?
  • İlk üç ila altı aylık pazarlama bütçesi ayrılmış mı?
  • Pazaryeri dışında uzun vadeli bir marka kanalı planlandı mı?

Bunların tamamını kusursuz hale getirip sonra satışa başlamak gerekmiyor. E-ticarette zaten birçok şey gerçek sipariş geldikçe öğreniliyor.

Ama temel yapıyı doğru kurmak, öğrenme sürecini çok daha ucuz hale getiriyor.

Fabrikido’da Yeni E-Ticaret Projelerine Nasıl Bakıyoruz?

Bizim tarafta yeni e-ticaret projesinde ilk konuştuğumuz konu genellikle tasarım olmuyor.

Önce ürün ve operasyon konuşuyoruz.

Ne satılacak?

Kaç ürün var?

Ürünler nereden geliyor?

Stok nasıl tutuluyor?

Ortalama ürün marjı ne?

Kargo nasıl çalışacak?

Pazaryerinde satış var mı?

Muhasebe sistemi ne?

Reklam için ne kadar bütçe ayrılabiliyor?

Çünkü bu sorular cevaplanmadan yalnızca güzel görünen bir e-ticaret sitesi hazırlamak mümkün, ama çalışan bir e-ticaret sistemi kurmak zor.

Örneğin ürün marjı reklam maliyetini taşımıyorsa tasarımın ne kadar güzel olduğunun pek anlamı kalmıyor. Stok senkronizasyonu çalışmıyorsa reklamla sipariş artırmak operasyon problemini büyütüyor. Ürün açıklamaları yetersizse siteye daha fazla trafik çekmek dönüşüm problemini tek başına çözmüyor.

İyi bir e-ticaret projesinde teknoloji, operasyon ve pazarlama birlikte düşünülmeli.

İlk hedef de her zaman çok hızlı büyümek olmamalı.

Önce sistemin düzgün çalıştığını görmek daha değerli.

Sipariş geliyor mu?

Kârlı mı?

Kargo sorunsuz mu?

İade yönetilebiliyor mu?

Müşteri tekrar geliyor mu?

Bu soruların cevabı olumlu hale geldikten sonra bütçe ve ürün çeşitliliği daha güvenli şekilde artırılabilir.

E-ticarette büyümek zor değil. Kârlı ve yönetilebilir biçimde büyümek asıl mesele.

Sıkça Sorulan Sorular

Türkiye’de e-ticarete başlarken yapılan en büyük hata nedir?

Tek bir hata yok ancak altyapı, ürün kârlılığı, operasyon ve pazarlama planı yapılmadan doğrudan site kurulumuna geçmek birçok problemi beraberinde getirir. Siteyi açmadan önce satış modelinin ve gerçek maliyetlerin hesaplanması daha sağlıklıdır.

E-ticaret sitesi açmak için ETBİS kaydı gerekli mi?

Kendi elektronik ticaret ortamında faaliyet gösteren işletmeler için ETBİS kayıt yükümlülüğü bulunabilir ve faaliyete başlamadan önce gerekli işlemlerin tamamlanması gerekir. Yalnızca Türkiye’deki yerleşik pazaryerleri üzerinden satış yapan işletmeler için durum farklıdır. İş modeline göre güncel yükümlülüklerin kontrol edilmesi gerekir.

E-ticarette 14 gün iade zorunlu mu?

Mesafeli sözleşmelerde tüketicinin genel olarak 14 günlük cayma hakkı vardır. Ancak ürün veya hizmet türüne göre cayma hakkının uygulanmadığı istisnalar bulunur. Bu nedenle satılan ürün grubuna uygulanacak mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.

E-ticarete pazaryerinden mi kendi sitemden mi başlamalıyım?

Yeni ürünün talebini hızlı test etmek isteyen işletmeler için pazaryeri pratik olabilir. Kendi sitesi ise uzun vadede marka, SEO, müşteri deneyimi ve veri kontrolü açısından avantaj sağlar. Birçok işletme için iki kanalın birlikte kullanıldığı hibrit yapı daha mantıklıdır.

E-ticaret sitesi kurulduktan sonra reklam vermek şart mı?

Mutlaka ücretli reklam vermek zorunda değilsin ancak siteye müşteri getirecek bir trafik kaynağına ihtiyacın var. Bu Google Ads, Meta reklamları, SEO, sosyal medya, e-posta, influencer çalışmaları veya mevcut müşteri kitlesi olabilir. Siteyi açmak tek başına ziyaretçi oluşturmaz.

E-ticarette ne kadar ürünle başlanmalı?

Belirli bir ideal sayı yok. Çok sayıda ürünü hazırlıksız biçimde yüklemek yerine talebi, marjı ve operasyonu yönetilebilir bir ürün grubuyla test etmek daha sağlıklı olabilir. Ürün sayısı satış modeline ve sektöre göre belirlenmelidir.

Paylaşın:
Picture of Fabrikido
Fabrikido

Fabrikido’nun hikâyesini, yaklaşımını ve markalara nasıl değer kattığını keşfedin. Yaratıcı, stratejik ve kullanıcı odaklı çözümler sunuyoruz.

Tüm Bloglar